Yeniden merhaba, (music)
Buraların tatil olması bloguma yaradı 🙂 hep istediğim gibi 🙂 Strasbourg’dan hemen bahsetmeliydim bu ışıltılı dönem bitmeden.. boool fotoğraflı bir yazı yazmalıydım.. hadi başlayalım o zaman 🙂

Rhein nehrinin akıp giderken Almanya ile Fransa arasında sınır çizdiği bölgede, Fransa tarafında kalan ama Alman kültüründen de bir hayli etkilenmiş bir şehir Strasbourg.. Normal zamanda belki birkaç görülmesi gereken yer sayabilirim ancak bu dönemde “Capitale de Noël” olarak geçiyormuş Strasbourg.. Yani Noel başkenti.. Belki biraz ihtişamlı katedrali, Fransızların her bölgeyi ünlü yapma sevdası, Noel bayramlarına verdikleri önem Strasbourg’u Noel zamanının başkenti olarak sunmalarında etkili tabi..

Le Marché de Noël de Strasbourg /Strasbourg’un Noel Pazarları
Noel Pazarları Avrupa’da çok sevilen, turist çeken, dönemin sıcaklığını yansıtan aktiviteler.. Strasbourg’un Noel başkenti olması sebebiyle farklı isimlerde farklı konseptlerde şehrin farklı noktalarında birçok Noel pazarı vardı.. En büyüğü ise Cathedrale Notre Dame de Strasbourg (Notre Dame Katedrali) nin hemen önüne kurulmuş olandı..

Kathedral ise öyle büyük öyle ihtişamlıydı ki.. çevresi, pazarların da kurulmuş olmasıyla epey kalabalıktı.. Son zamanlarda artan terör olayları sebebiyle Kathedral günde sadece 1 saat açıktı ve etrafta sürekli güvenlik görevlileri, polisler ve askerler dolaşıyor malesef..

Noel Pazarlarının en ihtişamlı olanı ise Le marché du Carré d’or adını verdikleri, Place du Temple-Neuf ‘daydı.. ama ne ihtişam, nasıl bir peri masalı..
Oldukça dar birkaç sokaktan oluşan bu bölgeyi başlı başına süslemişlerdi..



Evet evet! tüm bu gördüğünüz süslemeler o sokağın dekorlarıydı.. Mağazaların, cafelerin, pastanelerin dekorlarıydı.. Sanki bir eğlence parkındaymışız gibi, izlemeye, bakmaya doyamadık :)) Gündüz ve akşam tekrar tekrar dolaştık..

Le Petite France/Minik Fransa ise Strasbourg’un tarihi evlerinin bulunduğu bölgesi.. Normal dönemde de görülmesi gereken yerlerin başında geliyor..
Kanalların ayırdığı, Alman kültüründen etkilendiği ayan beyan görülen güzel evlerin arasında gezinmeye dalıyoruz bu kez.. Kanalların su seviyesini değiştirip, turistik motorların yükselip geçmesini sağlayan sistemin çalıştığı an’a denk geliyoruz üstelik..



Zaten minik birkaç sokak olan Le Petite France hemencik bitiveriyor.. Sonrasında kendimizi şirin dükkanlara atıyoruz ki birkaç anı alabilelim yanımıza 🙂 Strasbourg’un da içinde bulunduğu Fransa’nın bu bölgesine Alsace (Alsas) deniyor aslında.. O yüzden çoğu yerde Alsace ibaresi görüyoruz hediyelik eşyalarda, bir de leylekleri.. Alsace bölgesi, Afrika’dan yaz döneminde göçle gelen leyleklerin durak noktasıymış ve Alsace’lılar leyleklerin iyi şans getirdiğine inanıyorlarmış 🙂 o yüzden bir sürü yerde leylek sembolleri vardı :))




Strasbourg gezimizi kısa notlar ve çokça fotoğraflarla anlatmaya çalıştım, yolu buralara düşenler için belki bir fikir olur diye.. 1 gece-2 günlük bir kaçamaktı bizim için.. çok çok eğlenceli bol neşeli bir geziydi, yetti de arttı bile.. işte buralara kadar da taştı..
Benden şimdilik bu kadar..
sevgiler..

Sen hep yaz. O kadar o kadar iyi geldi ki….
Yorumunu seveyim özlemcim 🙂 çok teşekkürler canım..
bizde seninle gezmiş kadar oluyoruz….iyi gezmeler….seni gördüğümüzde de “le petite france” ı gören gözleri gördük der avunuruz….
:))