Los Angeles..
Gerçekten anıldığı gibi melekler şehri mi? o kadar güzel mi? (click)
Gitmeden bi şey ifade ediyor muydu? Gözümün önünde birşey canlanıyor muydu? ya da hayal edebildim mi? hiç bilmiyorum.. ya da hatırlamıyorum.. uçağa binene kadar gideceğimize de inanmıyordum ya.. nedense..
Planımızı yapmıştık ama! San Francisco’dan ve San Jose’deki konferanslardan sonra gidecektik oraya.. en sona bırakmıştık yani, planladığımız gibi de oldu.. Araba ile yaklaşık 6 saatte Los Angeles’a vardık.. Yol üzerinde çiçek açmış meyve ağaçları gördük bol bol.. hiç de bilmem ya hangisi erik, hangisi vişne 🙂 meyve ağacı olduklarını bilirim sadece..
Hava, oraya doğru gittikçe ısındı.. aralarda dinlendik, kahve alıp yolumuza devam ettik..

Şehre giriş biraz şaşırtıcı ve eski görünümlüydü.. daha düzensizdi öncekilere göre.. merakımızı iyice arttırdı bu görüntü aslında.. ilk olarak arabayla şöyle bir şehir turu yapalım dedik.. hemde hava kararmadan birkaç yer görelim istedik…
yol mu öyle yönlendirdi bilmiyorum ama ayağımızın tozuyla, ve tabi ki ilgi alanımız, University of California Los Angeles‘ı bir görelim dedik.. bilenler bilir kısaltması UCLA, ve dünyadaki en iyi üniversitelerden biri.. Kampüsü oldukça büyük, gidiş yolu ise Beverly Hills‘ten geçip giden bir yol.. ihtişamlı evleri, lüks arabaları görüp sonrasında kampüse giriyorsunuz.. üstüne bir de havanın sıcaklığı, herkesin çimenlere yayılmış olması.. gelde oku şimdi 🙂

Neyse.. kampüsü biraz turladık, öğrencilerin yoğun olduğu yerlerde gençliğimizi hatırladık, UCLA kokusu alıp yolumuza devam ettik..

Ertesi gün ise ilk durağımız, Oscar ödül törenine 1 kala, tabiki Walk of Fame ve Dolby Theather‘dı.. bu kadar denk gelmesine, aynı zamanlarda orada olmamıza, oradaki yoğun hazırlık, koşuşturma, güvenlik önlemleri vs.yi görebildiğimize şaşıp şaşıp kaldık 🙂
Walk of Fame, ünlü kişilerin, sanatçıların, dizi/film starlarının isimlerinin yazılı olduğu cadde.. Dolby Theater ise Oscar ödüllerinin verildiği devasa salon.. her ikisi de aynı cadde üzerinde.. Madame Tussauds Los Angeles‘da aynı cadde üzerinde.. Pek tabi oldukça kalabalık bir yer, turistik, souvenir dükkanlarının en yoğun olduğu bölge ve haliyle fiyatlar yüksek..


En kalabalık olan günlerin birinde gittiğimiz için mi bilmiyorum ama ortalık bolca çöp ve sürekli yanımıza gelip para isteyen insanlarla doluydu.. En görkemli caddede böyle tezatlıklarla karşılaşmak oldukça tuhaftı..
Orada bayağı oyalandık, sevdiğimiz ünlülerin isimlerini yıldızlarda bulup bol bol resim çektik.. Oscar heykelinin yanında pozlar verdik.. ödül töreni için koşuşturanları izledik.. magnet koleksiyonumuza yenilerini ekledik.. Sonrasında da kendimizi yine sahil yollarına attık..
Güneşin en son battığı yerlerin en ünlüsü Santa Monica.. upuzun, büyük bir kumsalı var, kocaman bir iskelesi.. iskelenin sonunda da uçsuz bucaksız masmavi pasifik..


O maviliği izlemek, sonsuzluğa bakıp kendinden geçmek..
hemen arkanda kopan gürültüyü, müzik sesini, bağırış çağırışları duymamak..
öyle iyi geldi ki..

böylesine güzelliği bırakıp hemen dönemedik..
Santa Monica keşfimizi uzun tutup güneşin batışına da kaldık biz..
listemize bir tik daha atıp gün batımının tadını çıkardık..

Günün sonunda ise enfes bir Türk restoranında, harika yemeklerle, eşimin arkadaşı ve eşiyle, bol sohbetli, keyifli bir akşam geçirdik..
havanın hep böyle sıcak olduğunu öğrendik..
sokaklarda ne kadar çok evsiz var dedik.. kapitalizmin acı yüzünü konuştuk..
Los Angeles’ta görülecek şeylerin az olmasından dem vurduk.. Amerika’nın reklamlarla nasıl da herşeyi görkemli gösterdiğinden bahsettik hayretle..
Bunun bir diğer örneği de Los Angeles’a veda etmeden önce uğradığımız Hollywood Sign‘dı..

Ne kadar kazınmış değil mi hafızalara, ne kadar da tanıdık.. insanın kafasında canlanıveriyor hemen filmlerden kareler.. yokuşu tırmanıp, bol bol fotoğraf çekinip, Hollywood’un karşısına da bir tik attık böylece.. sonrasında yine yollara düştük.. uzun yollara..
Los Angeles..
melekler şehri mi bilmem..
ama melekler şehri olarak gösterildiği yadsınamaz bir gerçek..
sabırla okuduğunuz için sonsuz teşekkürler.. Sevgiler..
Sabırla değil keyifle okudum..
Sevgiler..
teşekkür ederim.. çok hemde 🙂