Snowy December..

What a magical day :)) first snow of our dutch life :))

I was expecting for a long time but it was a lovely surprise today :)) and we had unforgettable memories :)) I hope that it will continue and we will have a lovely december and a hopeful new year…

with love..

Long time no see :)

Merhabalar, 

Uzuuun ara verdim yine, elde olmayan sebeplerden bir de booooolll misafirden :)) 

Türkiye’den döndüğümden beri misafir ağırlıyorum evvet! Günlerim koşturmakla ve leziz yemekler pişirmekle geçti.. ama artık kısa bir mola ve molaya çıkmadan önce neler yaptım şöyle bir yazayım hem de ses vereyim dedim :)) 

Gezdim.. sonbaharın her tonunu doya doya hafızama kazımak için gezdim,  bisikletle sık sık Delft turu yaptım.. dökülen yapraklarla mest oldum.. geçen sene ki gibi “de hoge veluwe” civarlarına mantar avına çıktık bir de :)) “keyiften ölmek” tabirini bu gezi için kullanabilirim :)) 



Gördüm.. sonbahar renklerini.. kışa hazırlanan doğayı.. artık sabahları buz tutmaya başlayan çimleri.. halloween kabaklarını, şimdilerde ise vitrinlerdeki noel süslerini.. ışıltılarla doluyor heryer.. öyle seviyorum ki.. 

yedim/içtim.. misafirlerimizi gezdirirken yeniden hollanda atıştırmalıklarının dibine vurduk… haring (salamura balık), poffertjes (minik puf krepçikler), hollandse kaas (çeşit çeşit hollanda peynirleri), sadece kışın yapılan nefisss oliebollen (pudra şekerli lokma), yine sadece kışın sinterklas döneminde olan pepernoten (anasonlu tarçınlı karanfilli yumuşak kurbiyeler) ve kruidnoten (tarçınlı kıtır bisküvi*cikler), stroopwafels (karamelli waffle bisküvi) ve son zamanlarda bana iyi gelen kırmızı çay/ red rooibos tea :)) 

İzledim.. son zamanlarda favorim Youtube kanalları.. en sevdiğim ise WAY AWAY.. Amerikalı bir çiftin gezi günlükleri.. hatta son videoları Hollanda’da geçiyor, merak edenlere, buraları özleyenlere tavsiyem olsun.. 

Pişirdim.. soğuk hava yemekleri :)) kıymalı nohut mesela :)) ekşili terbiyeli sulu köfte :)) karnabahar, kereviz.. 

sabah kahvaltılarına bol kalorili, havalı ismiyle “french toast” bizim söylemle yumurtalı ekmek :)) ohhh misss.. 

Okudum.. murathan mungan’ın kadından kentler’ini.. 

İşledim.. hala bitmedi gerçi :)) ömür törpüsü motifim :)) 

Benden haberler böyle.. sık yazabilmek dileğiyle.. çok sevgiler :))

Lovely Autumn..

Herkese merhaba..  Bir aylık aradan sonra yeniden buralardayım.. 

Yapraklar sararmadan, henüz tam sonbahar gelmeden Türkiye’ye gidiiim de döndüğümde sonbaharın en güzel günlerine yetişeyim dedim ve öyle de oldu :)) Bir kaç haftalığına hasret giderip, sıcaklarda yanıp kavrulup yeniden döndüm soğuk ikametime :))

Gelir gelmez hava değişimi ve hunharca yaptığım sonbahar temizliği beni yataklara düşürse de buralar sonbaharda ennnnnn güzel ve ben tadını çıkarmaya başladım bile :)) 


Ülkeme gidiş gelişlerin en güzel yanı bolca kitap koklamak, saatlerce kitapçılarda gezmek.. 

elimin uzandıklarını aldım bu kez, önceden siparişle değilde içime güzel geleni attım sepete.. 
Hasan Ali Toptaş‘tan birkaç kitap aldım.. kayıp hayaller kitabı, ölü zaman gezginleri.. 

Sabahattin Ali‘nin Canım Aliye Ruhum Filiz‘ini aldım bu kez.. 

Livaneli‘den Huzursuzluk

Elia ile yolculuk,

Murathan Mungan‘dan kadından kentler.

yine yeniden Sevdalinka Ayşe Kulin’den.. yanıbaşımda olsun diye..

Nazan Bekiroğlu‘ndan Mücellâ‘yı aldım canım arkadaşımın tavsiyesiyle.. 

bir de ruha iyi gelen arkadaşlarla uzuuuun sohbetler ettim.. ağladım.. güldüm bolca.. nefes aldım, yerel pastanelerdeki keklerle, çörekçiklerle kendimi şımarttım.. taze kahve çektirdim bol bol.. 
Evime yuvama dönünce de yavaş yavaş yerleştim, derledim, toparladım.. fazlalıkları eledim, daha sade bir hayatın içinde yaşıyor olduğuma ise şükrettim.. 

evet burada sade bir hayatımız var daha az eşyalı.. daha boş duvarlı, daha az renkli ama bu başlı başına mutluluk benim için.. yorucu herşeyden herkesten uzak.. en sevdiğim :)) 

Bir de bugün aşuremi yaptım.. tarçın kokusuyla, nar tadıyla doyurdum midemi de gönlümü de..

Benden kısa da olsa haberler böyle.. yeniden yazmak çok güzel, sevgiler..

Hello September and Happy Eid!!


Lovely beautiful season has started!
Yayyyyyy!!

Autumn is definitely my favorite!! and I am looking forward to enjoy with yellow-brown-red leaves :)) Soooo awsome :))

Happy Autumn and Happy Eid everyone!!!!


Ennnnn sevdiğim mevsim geldi hoşgeldiiiii.. 
Sonbaharın gelişi bana bayram iken bugün bir de tabi Kurban Bayramı ile katlandı :))

Hepimize musmutlu sağlıklı huzur dolu nice bayramlar diliyorum.. 

sevgiler.. 


Lal Masallar

(music)

“…Şu anda küçük bir incelik, yumuşak bir bakış, sevecen bir baş sallama, bir gülümseme her şeyi nasıl da çözebilir, gerginliğini giderebilir. Oysa herkes bilinçsiz bir mutluluk içinde. Yapıntı bir mutluluk bu. Gülümseyişleri bile yüzlerine yapıştırılmış gibi. Hak edilmemiş bir neşeyi yaşıyor bu insanlar. Ya da neşeye benzeyen o şeyi. O arsızlığı, o umarsızlığı. Kim bilir belki bu da bir unutma biçimidir. Bir bezginlik biçimi.

Gerçekteyse mutlu, güleryüzlü bir insan görmekten alabildiğine ürküyorlar. Bir deniz kıyısında, bir tatilde, o ara zamanda bile..”

Murathan Mungan, Lal Masallar, Âzer ile Yadigâr

mijnbuurt

Son zamanlarda kendimi kitaplara, doğaya ve evgeny grinko ‘nun valse ‘ine verdiğimden bu postum böyle olsun.. 

En sevdiğim iki ay’dan birinde, serin mi serin bir Mayıs’ta ben böyleyim..

ya siz nasılsınız?

IMG_2870

IMG_2767

mijnbuurt2

*Flower Fields*

Merhabalar, music

Zaman su gibi akıyorken,

Nisan bile gelmişken,

Hollanda, geldiğimizden beri en ılık Mart-Nisan aylarını bize yaşatmış-yaşatıyorken,

baharı tüm güzelliğiyle yaşıyoruz buralarda..

tulpenfeld4

“Geçen sene de böyle miydi? bu kadar çiçek var mıydı? sanki bu yıl erken açtı ağaçlar, papatyalar çabucak çıktı… ” diye diye geçiyor günlerim.. 

Gerçekten de öyle! bu sene yaklaşık bir ay/ 25 gün kadar önce değişti mevsim.. geçen sene Mayıs başında açan ağaçlar şimdilerde çiçeklenmeye başladılar bile.. 

Bu pazar ise 22 dereceye kadar çıktı sıcaklık :)) sadece bir günlük keyif olsa da, nasıl değerli bizler için bir bilseniz :)) burada anladım güneşli günlerin değerini :)) insanların ilk fırsatta güneşlenme çabalarını :))

Biz de hemen değerlendiriyoruz tabiii :)) Attık kendimizi yollara, bu kez lale tarlalarına doğru… 

tulpenfeld6

Tarlalar dolusu laleler, sümbüller, nergisler karşıladı bizi Noordwijk/Noordwijkerhout bölgesinde..

Bu bölge, daha önce bahsettiğim Hollanda’nın meşhur lale bahçeleri “Keukenhof” a çok yakın aslında..

tulpenfeld2

Keukenhof daha çok farklı peyzaj düzenlemeleri ile oluşturulmuş devasa bahçelerden oluşuyor, bu pazar gittiğimiz yerler ise çiçek üreticilerinin tarlaları :)) kanallarla, bisiklet yollarıyla ayrılmış bakmaya doyamadığımız evlerin aralarındaki çiçek tarlaları..

Yer yer mis kokusuyla ortalığı kaplamış beyaz, mor, pembe renkli sümbüller.. yer yer sapsarı nergisler.. ve renkleriyle böcekleri cezbeden laleler.. O kadar çoklardı ki.. öyle güzellerdi ki.. 

tulpenfeld3

Tarlalar dolusu çiçek Hollanda’nın sembollerindendir aslında, bu dönemde uçaktan bakıldığında renk renk tarlalar görünür :)) kırmızı, sarı, mor, pembe, beyaz… 

tulpenfeld7

Hem turistik amaçlı hem de organik boya üretiminde kullanmak için ekiliyor bunca çiçek.. bize de keyfini çıkarmak düşüyor :))) 

tulpenfeld9

tulpenfeld8

Bu pazarımızı bu güzellikler içinde geçirdik biz :)) havaların güzel gitmesini diliyor, baharın daha çok tadını çıkarabilmeyi umuyoruz.. şimdilik buralardan haberler böyle..

Sevgiler benden.. tulpenfeld5

 

Havada bahar kokusu..

Merhabalar..

Mart ayı geldi.. Ortalık şenlendi.. Bahar geliyo mu ne? Hollanda’ya bile :)) (music)

cicekbocekbahar1

Türkiye’den döndükten sonra yeniden adapte olma, yeni uğraşlar bulma.. yarım kalanları tamamlama derken geçti yine günler..

Hollanda’da havalar ancak 9-10 derecelere çıkabiliyorken doğa canlanmaya başladı yine de.. Güneş arada bir de olsa yüzünü gösteriyor ve tadına doyum olmuyor.. Onun dışında bol bol yağışlı.. sabah, öğlen, akşam havası birbirini tutmuyor.. Kuşlar bahar geliyor diye coşuyor da coşuyor..  Güneşli günlerde bende dışarı atıyorum tabi kendimi.. henüz ağaçlar yapraklarına bürünmese de zamanı gelince açan, kupkuru topraktan yeşeren çiçeklerle, çimlerle huzur doluyorum :)) Daha önceleri resimlerde gördüklerime burada şahit oluyorum.. Mesela kardelenlere.. 

cicekbocekbahar2

Haftasonları ise Delft’teyiz.. bizim favori şehrimiz :)) cumartesi şöyle bir pazarı dolaşmak, ayakta balık yemek, sonrasında içimiz ısınsın diye bi kahve içmek en çok sevdiğimiz haftasonu aktivitelerinden :)) çok çılgınca değil mi :)) 

cicekbocekbahar3

Delft’te cumartesi pazarı da renklendi, çiçeklendi, etraf kalabalıklaştı.. Havalar ısındıkça sokak aktiviteleri de artar, kermisler (lunaparklar), antika pazarları kurulmaya başlar..

Hollanda’nın en güzel, bol çiçekli ama bol yağışlı dönemleri başlıyor..

Asıl meşhur olan Lale bahçeleri Keukenhof ise 23 Mart’ta açılıyor bu yıl.. Ta ki 21 Mayıs’a kadar sürecekmiş.. Hollanda’daki ilk yılımızda gitmiş ve bayılmıştık, bu yıl da gidebilmeyi umuyorum :)) 

img_1359

Bahar tüm güzelliğiyle gelirken, minik detayları, doğanın mucizelerini kaçırmamanız/kaçırmamamız dileğimle.. Sevgiler.. 

çiçekböcekbahar4

çiçekböcekbahar5

 

Hayat akıp giderken..

Herkese merhaba! 

Bir ay*cık aradan sonra yeniden buradayım! 

Şükür kavuşturana 🙂 

Biraz kafa dağıtmak, çok düşünmemek(!), bir nebze olsun ailelerimiz ile hasret gidermek için canımız ülkemize doğru yola çıktık.. gezdik, dolaştık, leziz yemeklerin dibine vurduk eh biraz da kilo aldık 🙂 saatlerce sohbet ettik, kalabalıklara doyduk

ve hatta

iki kişilik dünyamızı özledik de işte

düz memleketimiz Hollanda’ya döndük..

yine DOĞduğumuz yerde değil! DOYduğumuz yerdeyiz..

ve şimdi

yaklaşık bir yıl kadar önce başladığım blog macerama kaldığım yerden devam ediyorum :)) aklımın ucundan geçmeyen diyarlardan yazdığım yazıları yine bambaşka yerlerden okuyanlar, takip edenler var.. onlara çok çok teşekkürlerim var!.. ifade edemediğim..

İşte benden haberler! 

Bir müddet yazamayışımın dışında iyiyim ben! yanıbaşımda ülkemden getirdiğim misss gibi Türk kahvem, karşımda gıcır gıcır kitaplarım, yerleşmiş eşyalarım, buram buram kokan baharatlarım, kuru patlıcanlarım, biberlerim :))

hayat akıp gidiyor işte.. mutlulukla.. 

Hazır bu post eve dönüş yazısı olmuşken okumayı planladığım, gelirken valizimin büyük bir kısmını kaplayan, içimi ferahlatan kitaplarımdan bahsetmek isterim 🙂

books1

Her gidiş gelişte sanırım en çok bütçeyi kitaplara ayırıyorum.. Ne mutlu ki öyle.. ama iyi bir reklamcı değilim bu konuda! okuduğum kendime 🙂

bir de en son çıkanları takip etmem 6 ay-1 yıl sonradan oluyor, geç oluyor ama güzel de oluyor bence 🙂 zira kitapların beni beklediğine inananlardanım, O an O ruh halimin O kitaba ihtiyacı varmış derim mesela.. belki saçma.. 

books3

Kitaplarımı Türkiye’ye gitmeden veya uzun kalacaksam gidince, idefix’den alıyorum ben. Sipariş verip dönüşümüz nerden olacaksa oraya en yakın ailemize geliyor kitaplar.. bana da valize yerleştirmek kalıyor 🙂 aklımda kalan birkaç kitabı da D&R’dan bakıp koklayıp seçiyorum 🙂 

books9

Gül Sunal’ın “Kemal”ini aldım..

Jose Saramago’dan merak ettiklerimi seçtim..

Murathan Mungan için geç bile kalmıştım, “Lal Masallar”dan başladım..

Pedagoji eğitimi ilerletilmeli diyip “Beni Ödülle Cezalandırma”yı okumalıydım.. 

Stefan Zweig kitaplarından seçmeler yaptım..  ince, hemen okunabilir kitaplara da ihtiyaç var değil mi 🙂 

books6

Bilge Karasu kitaplarından da bu kez payıma “Ne Kitapsız Ne Kedisiz” düştü.. bir de kapağından etkilendiğim “Seyrek Yağmur” Barış Bıçakçı’nın..

En çok merak ettiklerimden “Kuşlar Yasına Gider” ve her daim okuyabildiğim Ayşe Kulin’in “Kanadı Kırık Kuşları”nı aldım.. 

books8

Olmazsa olmazlar.. Elif Şafak (Havva’nın üç kızı), yanıbaşımda olsun diye yeniden Orhan Pamuk (Benim Adım Kırmızı), Nazan Bekiroğlu (Lâ sonsuzluk hecesi), Oğuz Atay..

ve daha nicesi.. 

Mutlulukla, huzurla okuyabilmeyi ümit ediyorum.. 

Artık burada olduğuma göre de daha sık yazabilmeyi 🙂 Sevgiler benden.. 

Kasteel De Haar

“Dünya’nın diğer ucuna dair hayaller kurarsın da burnunun ucundakileri görmezsin..”

kasteeldehaar5

Hollanda’nın en büyük kalesi Kasteel De Haar‘ı görünce düşündüklerim tam olarak buydu.. Hollanda’ya gelişimizin üzerinden 3,5 yıl geçti ve biz bu güzel yeri, oldukça ihtişamlı bu kaleyi yeni keşfettik.. 

Şu dünyada bize gösterildiği kadar varız işte..

Bize ne nasip oluyorsa O’yuz aslında..

Bakmak, görmek, farkına varabilmek vs.. vs.. her ne derseniz..

kasteeldehaar

Kasteel De Haar,  instagramda Avrupa’daki şehirlerden veya kıyıda köşede kalmış yerlerden büyüleyici fotoğraflar yayınlayan living_europe diye bir hesabı takip ederken çıktı karşıma.. Hemde Utrecht’te çok yakınımızdaymış meğer.. Gördüğümden beri aklımdan çıkmadı ve bu pazar kalktık gittik 🙂 

Kalenin aslı 13.yüzyıllara dayanıyor ancak 1800’lü yıllarda yeniden inşaa ile bugünlere geliyor.. İlk olarak De Haar family sahipliğinde, sonrasında el değiştirmiş ve yenilenmiş.. Haftanın her günü açık olan kale, park ve müze kısmından oluşuyor.. Sadece park kısmını gezmek isterseniz kişi başı 5 euro, müze ile birlikte 16 euro.

Park kısmı öyle büyük ki, bahar aylarında pek şenlikli olsa gerek.. bizde şimdiden baharda tekrar gelelim diye anlaştık 🙂

Birçok aktiviteye de ev sahipliği yapıyor kale, kilisesi, kafesi, hediyelik eşya bölümleri de var.. 

kasteeldehaar4

Geçtiğimiz haftasonu Hollanda oldukça soğuk ve zaman zaman kar yağışlıydı, Utrecht bölgesi ise biraz daha yüksek olduğundan Kasteel de Haar’ı az da olsa kar görüntüsüyle gördük biz.. üşüye üşüye gezdik ama ara sıra kendini gösteren güneş ile sevindik :))

kasteeldehaar3

Çevresi kanal ile çevrili, ayrı ayrı birkaç bölümden oluşan devasa bir kale Kasteel De Haar.. 200 oda, 30 banyodan oluşuyormuş, içerisini gezmeyi bir dahaki gelişimize sakladık biz :)) baharda burasının çiçeklendirilmiş halini çok merak ediyoruz çünkü 🙂 belki kalenin parkında piknik bile yaparız 🙂 

Benden yine yolu bu taraflara düşeceklere ve bizim gibi Hollanda’da yaşayıp da şimdiye kadar burayı bilmeyenlere tavsiyem olsun  🙂 Bir de farkındalıklarımız çok olsun..

Sevgiler..

Arabic Calligraphy-Hat Sanatı

Merhabalar,

Gün geçmiyor ki canımızı yakan bir haber gelmesin..

söyleyecek hiçbirşey bulamıyorum.. Kalbim yanıyor.. Dertlerimden utanıyorum.. 

Şu ezgileri dinlerken atıyorum kendimi yine buraya.. bir yanımda parça parça çalıştığım calligraphy’ler.. gözyaşıyla dağılmış mürekkebim.. yarım yamalak yapabildiğim harfler arasında kayboluyorum.. 

Hat.. Bana iyi gelebileceğinden haberim bile olmazken karşıma çıkmıştı.. Bir sehpanın üstüne serilivermişti de huzur dolmuştu içim.. canım arkadaşımla sohbet ederken.. 

hat2

Daha önceden Hat sanatı ile alakam sadece kanaviçe boyutundaydı.. Kanaviçe Hat Sanatı kitabını bulunca ne çok sevinmiştim.. birkaç güzel iş yapmıştım da nasıl üstesinden gelmişim diye şaşırıyorum hâlâ.. işte o kadardı.. Hiç gerçek Hat sanatı yapmadım yapılan ortamda da bulunmadım.. 

Sonra birden çıkınca karşıma hem de Hollanda’da!.. ilk ücretsiz derse katılırken biliyordum devam edeceğimi.. seveceğimi.. boşuna dolmamıştı içim huzurla..

Roumi Kunst Instituut ‘te perşembe akşamları Hat derslerine katılmaya başladım işte böylece.. yapabilecek miyim, zaman ayırabilecek miyim derken.. her dersi iple çeker oldum, işte böyle sıkıntılı zamanlarda da hemen masamın başında mürekkeple oynarken buluyorum kendimi.. Henüz öyle başındayım ki.. O bambu/kamış kalemle birbirimize alışmak öyle zor oldu ki.. geçmişten tanışıklığımız olsa da..

hat3

Roumi Kunst Instituut’de ebru, hat, tezhip dersleri var.. meraklılarına.. belki ilerleyen zamanlarda tezhip için cesaret bulabilirim.. onun da bir zamanı vardır belki.. kimbilir.. 

Hat kalemleri, bambular, kamışlar, mürekkepler, kağıtlar.. hepsi enstitüde mevcut.. Bambu/kamış kalemler verev kesilmiş şekilde oluyor, mürekkepde ise saf ipek kullanılıyor yeterli mürekkep gelsin, mürekkebi kaleme almak zor olmasın diye.. her işte olduğu gibi bu sanatın da birkaç püf noktaları bunlarda..

çok pratik yapmak, sabırla yol almak bir de iyi niyet önemli bence.. 

bir de tatlı ev sahibesi var ki sanat enstitüsünün.. Kaymak Hanım.. uzaktan sevsek de birbirimizi, onu görmek yetiyor bana.. O huzurlu ortama öyle yakışıyor ki kendisi.. 

hat6

İşte böyle başladı benim Arabic Calligraphy-Hat Sanatı yolculuğum.. ne kadar devam ederim bilinmez, gönülden isterim tabi..

Bu hayatta herşeyin bir sebebi var, bu da benim için sebepsiz olamaz.. Belki bu yazıyı okuyan birilerinin de içine huzur dolar ne bileyim işte.. 

Ferah günlere erebilmek umuduyla.. 

Sevgiler..