Merhabalar,
Ramazan-ı Şerif’in sonlarına yaklaştığımız şu günlerde,
Hollanda bize, belki de en sıcak ve en uzuuuun Ramazan ayını yaşatırken,
biz neler yapıyoruz biraz bahsedeyim istedim :))
Buranın bir türlü kararmayan günleri, beyaz geceleri ve her ne hikmetse Ramazan’da 30 derecelere çıkan Hollanda havası :)) bizi biraz yorsa da Ramazan ayı hep güzel geçiyor..

Özenilmiş ama israfsız sofralar ve zaten küçülmüş midelerle hep hafif geçti iftarlarımız sahurlarımız.. Ve bu hafiflik, normalde doymayan gözlerimize, midelerimize öyle iyi geldi ki..
Küçüklüğümden beri alışkanlığım, annemin, anneannemin yanında takip ettiğim mukabeleler.. şimdi bu yalnızlıkta bana yine en iyi gelenlerden.. kendi kendime ağır ağır olsa da..
ve tabi Ramazan-ı Şerif’e yakışır bir şeyler de işlemek gerekti.. bi gün aklıma düşüveren yine yeniden “Hat ile Besmele”.. uzuuun bir yol olsa da önümde.. huzur veriyor…

Tabi kitapsız olmaz..
Dr.Özgür Bolat’ın “Beni Ödülle Cezalandırma”sını,
Stefan Zweig’in “Satran甑ını,
Orhan Pamuk’un “A Strangeness in My Mind” ını
okuyorum..
3 kitap, farklı modlarda farklı yerlere götürüyor beni.. İftardan sonra bol kahveyle iyi geliyor.. :))

Ve burada farklı kültürlerde, farklı ırklarda, dünyanın bambaşka yerlerinde doğmuş, büyümüş insanlarla, bir helal restaurant’ta iftar yapmanın verdiği duyguyu, mutluluğu..
Afgan bir restaurant sahibinin güleryüzlülüğünü, herkes istediği kadar alsın rahatlığında ortaya koyduğu çorba tenceresinden bir tas çorba içmenin verdiği mutluluğu… Ramazan’da bi şişe suyun bile hesabını yapmaktan ziyade, oruçlulara sürahi sürahi gönülden su taşımasını görmenin mutluluğu..
ve daha niceleri..
işte bunları anlatabilmem mümkün değil..

Sizin nasıl geçiyor Ramazan ayınız? Artık bitirmeye çok az kalmışken..
Gerçek bayrama erebilmek umuduyla..
Sevgiler..
