Havada bahar kokusu..

Merhabalar..

Mart ayı geldi.. Ortalık şenlendi.. Bahar geliyo mu ne? Hollanda’ya bile :)) (music)

cicekbocekbahar1

Türkiye’den döndükten sonra yeniden adapte olma, yeni uğraşlar bulma.. yarım kalanları tamamlama derken geçti yine günler..

Hollanda’da havalar ancak 9-10 derecelere çıkabiliyorken doğa canlanmaya başladı yine de.. Güneş arada bir de olsa yüzünü gösteriyor ve tadına doyum olmuyor.. Onun dışında bol bol yağışlı.. sabah, öğlen, akşam havası birbirini tutmuyor.. Kuşlar bahar geliyor diye coşuyor da coşuyor..  Güneşli günlerde bende dışarı atıyorum tabi kendimi.. henüz ağaçlar yapraklarına bürünmese de zamanı gelince açan, kupkuru topraktan yeşeren çiçeklerle, çimlerle huzur doluyorum :)) Daha önceleri resimlerde gördüklerime burada şahit oluyorum.. Mesela kardelenlere.. 

cicekbocekbahar2

Haftasonları ise Delft’teyiz.. bizim favori şehrimiz :)) cumartesi şöyle bir pazarı dolaşmak, ayakta balık yemek, sonrasında içimiz ısınsın diye bi kahve içmek en çok sevdiğimiz haftasonu aktivitelerinden :)) çok çılgınca değil mi :)) 

cicekbocekbahar3

Delft’te cumartesi pazarı da renklendi, çiçeklendi, etraf kalabalıklaştı.. Havalar ısındıkça sokak aktiviteleri de artar, kermisler (lunaparklar), antika pazarları kurulmaya başlar..

Hollanda’nın en güzel, bol çiçekli ama bol yağışlı dönemleri başlıyor..

Asıl meşhur olan Lale bahçeleri Keukenhof ise 23 Mart’ta açılıyor bu yıl.. Ta ki 21 Mayıs’a kadar sürecekmiş.. Hollanda’daki ilk yılımızda gitmiş ve bayılmıştık, bu yıl da gidebilmeyi umuyorum :)) 

img_1359

Bahar tüm güzelliğiyle gelirken, minik detayları, doğanın mucizelerini kaçırmamanız/kaçırmamamız dileğimle.. Sevgiler.. 

çiçekböcekbahar4

çiçekböcekbahar5

 

Kasteel De Haar

“Dünya’nın diğer ucuna dair hayaller kurarsın da burnunun ucundakileri görmezsin..”

kasteeldehaar5

Hollanda’nın en büyük kalesi Kasteel De Haar‘ı görünce düşündüklerim tam olarak buydu.. Hollanda’ya gelişimizin üzerinden 3,5 yıl geçti ve biz bu güzel yeri, oldukça ihtişamlı bu kaleyi yeni keşfettik.. 

Şu dünyada bize gösterildiği kadar varız işte..

Bize ne nasip oluyorsa O’yuz aslında..

Bakmak, görmek, farkına varabilmek vs.. vs.. her ne derseniz..

kasteeldehaar

Kasteel De Haar,  instagramda Avrupa’daki şehirlerden veya kıyıda köşede kalmış yerlerden büyüleyici fotoğraflar yayınlayan living_europe diye bir hesabı takip ederken çıktı karşıma.. Hemde Utrecht’te çok yakınımızdaymış meğer.. Gördüğümden beri aklımdan çıkmadı ve bu pazar kalktık gittik 🙂 

Kalenin aslı 13.yüzyıllara dayanıyor ancak 1800’lü yıllarda yeniden inşaa ile bugünlere geliyor.. İlk olarak De Haar family sahipliğinde, sonrasında el değiştirmiş ve yenilenmiş.. Haftanın her günü açık olan kale, park ve müze kısmından oluşuyor.. Sadece park kısmını gezmek isterseniz kişi başı 5 euro, müze ile birlikte 16 euro.

Park kısmı öyle büyük ki, bahar aylarında pek şenlikli olsa gerek.. bizde şimdiden baharda tekrar gelelim diye anlaştık 🙂

Birçok aktiviteye de ev sahipliği yapıyor kale, kilisesi, kafesi, hediyelik eşya bölümleri de var.. 

kasteeldehaar4

Geçtiğimiz haftasonu Hollanda oldukça soğuk ve zaman zaman kar yağışlıydı, Utrecht bölgesi ise biraz daha yüksek olduğundan Kasteel de Haar’ı az da olsa kar görüntüsüyle gördük biz.. üşüye üşüye gezdik ama ara sıra kendini gösteren güneş ile sevindik :))

kasteeldehaar3

Çevresi kanal ile çevrili, ayrı ayrı birkaç bölümden oluşan devasa bir kale Kasteel De Haar.. 200 oda, 30 banyodan oluşuyormuş, içerisini gezmeyi bir dahaki gelişimize sakladık biz :)) baharda burasının çiçeklendirilmiş halini çok merak ediyoruz çünkü 🙂 belki kalenin parkında piknik bile yaparız 🙂 

Benden yine yolu bu taraflara düşeceklere ve bizim gibi Hollanda’da yaşayıp da şimdiye kadar burayı bilmeyenlere tavsiyem olsun  🙂 Bir de farkındalıklarımız çok olsun..

Sevgiler..

Handlettering!

Merhabalar..

Şöyle bir en son yazdığım posta bakınca.. Çok da umut dolu bir Aralık ve sonrasında yeniyıl beklentim varmış.. ama ne yazık ki öyle olmadı, olamadı.. her yeni güne, acaba bugün nereden ne acı haberler gelecek diye uyanır olduk.. 

Dünya almış başını giderken.. Tutunacak şeyler arıyor insan.. Geçen postumda bahsettiğim ve benim şimdilerde tutunduğum bir dal olan “Handlettering”den bahsetmek istiyorum bu yazımda.. Biraz olsun hoş şeyleri hayatımıza katabilmek adına.. 

hand

Arabic Calligraphy öğrenmek için çıktığım yolda Hand Letter ile tanıştım aslında.. Daha önceleri de görüp özendiğim ama sadece çıktı almaktan öteye geçmeyen, güzel sözlerin göz alıcı şekilde yazılması aslında.. El yazısını güzelleştirme, karakterli hale getirme, bi tema oluşturma gibi de tanımlayabilirim.. Oldum olası el yazım güzeldir, anlaşılırdır, herkes öyle söyler.. Ortaokulda kamış ve mürekkep ile güzel yazı dersleri görmüşlüğüm var, ancak yine de şu kemale ermiş yaşımda bu ilgimin yeniden ortaya çıkacağını hiç düşünmezdim 🙂 

hand2

Şimdilerde çok popüler olan ve benim çooook bayıldığım ChalkBoard Art (tebeşirle tahtaya yazma sanatı gibi:) ile de alakalı HandLettering.. Kafelerde, restaurantlarda, sanat galerilerinde sıkça karşıma çıkar olmuştu son zamanlarda.. Tabi asıl gerçekten uğraşıp yapılanı makbul bence.. Yoksa internette bi dünya yazı stilleri bulup çıktısı da alınabilir pekâlâ.. 

Ben şimdilik kendi kendime öğrenmeyi tercih ettim, youtube’dan videolar, pinterest’ten ve instagram’dan yazı örnekleri görerek devam ediyorum.. ve tabi neredeyse her hafta gittiğim Delft şehir merkezindeki Coffee Company en önemli ilham kaynağım :)) 

hand3                    hand4

Gerekli olan malzemeler ise bolca kağıt, mümkünse az pürüzlüsünden, calligraphy veya brush kalemleri.. güzel yazan, akıp giden herhangi kalemlerden de olabilir.. Chalk board marker dedikleri beyaz yazan kalemlerin çeşit türlüsü de siyah fon kağıdına veya benzer siyah kağıtlara yazmanız için gerekenler.. bildiğimiz siyah tebeşir tahtasına da uygulanabiliyor bu kalemler, tabi izi kalmayanlarından olması tavsiyemdir 🙂 daha ileri aşamalarda ise tabi kaliteli tebeşirler..

hand6

İşte böyle benim handletter sevdam.. eşimin doğum günü için hazırladıklarım ilk göz ağrılarım diyebilirim 🙂 başlangıç için çok da fena sayılmaz sanki..

denemelere devam zira el alışkanlığı, çok pratik yapmak, her işte olduğu gibi, burda da önemli 🙂 çok örnek görmek, biraz da hayal gücü.. Ben şimdilerde her baktığım objeden birşeyler çıkarıyorum 🙂 zamanla insanın kendine has bir tarzı bile oluyor.. 

Şimdilik bizden haberler böyle, sevgiler..

hand7                 hand11

hand12                  hand10

Yılın en güzel dönemi geldi..

Herkese merhaba,

En sevdiğim ay, Aralık geldi..

İnanılır gibi değil ama bir yıl daha geçiyor işte.. Zorluklarıyla, güzellikleriyle.. 

Bu aya yakışır şekilde daha çok post ile buralarda olmak istesem de işler öyle gitmedi malesef.. Yapılacak işler, okunacak kitaplar, yılın son zamanlarını en iyi şekilde değerlendirme, yeni uğraşlar derken.. Anlatılacaklar birikti 🙂

december2016

Hollanda ışıl ışıl.. heryer süslü.. Kış ise iyice yüzünü gösterdi.. Artık sararmış yapraklar değil, kuru dallar var.. Hava eksilerde, sabahları evimizin karşısındaki kanal ve göl donmuş bir şekilde uyanıyoruz çoğunlukla.. Soğuk havaya aldırmadan daha çok dışarılardayım ben, daha çok bisiklete biniyorum mesela.. Buzzzz gibi havada, ellerim donsa da.. Mevsimleri hissetmek, hepsinde ayrı bir tat bulmak öyle güzel ki.. 

december2016_5

Hava ne zaman çoook soğusa, güneş parlıyor.. sakin dingin, soğuk ama tertemiz bir de güneşli havada Hollanda’nın tadına doyum olmuyor..

december2016_6

Geçtiğimiz haftasonu da öyleydi, biz de yolumuzu Amsterdam’a düşürdük.. Öyle kalabalıktı ama öyle ışıltılıydı ki.. Amsterdam’ın en çok turist çeken dönemi kışın diyebilirim.. 

Normalde çok sakin geçen gündelik hayatımızdan sonra Amsterdam’a gidince başka ülkeye gitmiş gibi oluyoruz, sadece 40dk’lık yolculukla değişiyor havamız birden 🙂 

december2016_4-jpg

Diğer taraftan Aralık başka güzelliklerle geldi bana 🙂

Zamanımı keyifle geçireceğim yeni uğraşlar çıkardı karşıma..

Aslında biraz huzur bulmak için başladığım Arabic Calligraphy, başka bir ilgi alanı açtı bana.. Handlettering.. El yazısı ile doodle yapmak aslında bir nevi.. Öyle büyük bir tutku haline geldi ki geçtiğimiz günlerde, elimden bırakamaz oldum 🙂 

Arabic Calligraphy’de iddialı olur muyum, henüz çok başındayım, bilemiyorum ama Handlettering ile uzuuuun yolumuz var gibi duruyor…

december2016_8

Şimdilik biraz meraklandırayım sizleri.. detaylı yazısını bir sonraki postta yazacağım 🙂

ve pek tabi arşivim de artsın günden güne 🙂 

Şimdilik benden bu kadar, sıkça yazabilmek dileğiyle.. Sevgiler..

Het Nationale Park De Hoge Veluwe

Hollanda’da bir National Park (milli park).. (music)

De Hoge Veluwe..

Nasıl daha önce bulmamışız burayı diyip durduğumuz harika bir yer.. Öyle korunmuş ki.. öyle süprizlerle dolu ki..

Bu sonbahar gezintilerimize öyle güzel bir dokunuş yaptı ki..

nationalpark.png

National Park’ları oldum olası sevdim, hep merak ettim.. Kanada’da Algonquin Park’a, Amerika’da Muir Woods’a zamanım kısıtlı olsa da gittim.. nasıl doğanın tamda tanımı olduklarını gördüm.. Hollanda’dakileri keşfetmek için ise geç bile kalmışız meğer..

De Hoge Valuwe‘yi google.maps’te bulunca hemen internetten nasıl gidilir? hangi tarihlerde ve hangi saatlerde açık? varsa giriş fiyatı ne kadar diye araştırdıktan sonra yollara düştük geçtiğimiz haftasonlarının birinde.. Bisikletleri de yanımıza almayı ihmal etmedik tabi.. Yaklaşık 1.5-2 saat sonra oradaydık..

Tüm gün zaman geçirilebilecek çok çok geniş bir alan bu park.. İçerisinde Krüller-Müller Museum, park’ta yaşayan hayvan çeşitlerini izleme yerleri, bisiklet yolları ve birçok bisiklet (kullanımı serbest ve ekstra ücretsiz), çeşitli dinlenme alanları mevcut.. 

nationalpark11

Park’ın coğrafi haritasına göre tam orta bölümde bozkır bitki örtüsü hakim.. Ancak diğer yerler bolca ağaçlık.. Çamlar, Meşeler ve daha birçok çeşit ağaç tipi..

nationalpark2-jpg

nationalpark3.JPG.png

nationalpark10.png

Gündüz vakti güneşli ve kuru olan hava akşamüstü serinliğiyle nemlendi ama tabi yine bize güzelliklerini sundu.. en güzel armağanlarını verdi..

nationalpark21-jpg

nationalpark14.JPG.png

Akşam serinliğiyle ve nemiyle belirmeye başlayan çeşit çeşit mantarlar… öyle harikalardıki..

bisikletle giderken gördüğümde çığlık attım ve o hızımla zor durdum..

şapkaları, çizgileri.. o naif halleri.. tıpkı çizgi filmlerdeki gibiydi.. hele o puantiyeli kırmızı..

kimi tek başına.. kimi bir aile kurmuş gibi.. 

hepsine tek tek baktık, inceledik.. hayran kaldık en muhteşem sanata..

nationalpark17.png

nationalpark16-jpg

Şimdiye kadar bu kadar mantarlarla içiçe olmadım sanırım.. ya da bu kadar çeşidini görmediğim için böyle büyülendim.. Sabah ayazından sonra ve böyle akşam vakti çöken nemde çıktıklarını biliyordum ve gözlerim bisikletle giderken sürekli topraktaydı.. Şükür ki bu güzelliklere şahit oldum..

nationalpark18.JPG

Sonrasında gözlem yerinden çok çok uzaklarda ki geyikleri de görme fırsatımız oldu.. En sessiz ortamda onları rahatsız etmeden, kendimizi göstermeden izledik bir süre.. sonrasında ise mis gibi serin mi serin havayı, bol oksijeni içimize çekip çıkışa doğru yöneldik.. keyifle, zaman ne çabuk geçti diye diye.. tüm günü geçirmişiz farketmeden.. 

nationalpark15-jpg

Bir hayvana, bir bitkiye,bir mantara saygı duymak.. resim çekerken mantarı rahatsız etmemeye çalışmak.. geyikleri izlerken onları korkutmamak, huzurlarını kaçırmamak için çabalamak.. öyle huzur verici ki.. 

Hollanda’nın bir National Park’ından izlenimlerim böyleydi benim..

Havanın iyice soğuduğu bugünlerde her anın tadını çıkarabilmek dileğimle.. bol gezmeli, bol keşifli.. 

Sevgiler..

nationalpark20.JPG

hobi fuarı: KreaDoe

Herkese Merhaba,

Bugünlerde Hollanda’da şimdiye kadar rastladığım en büyük hobi fuarından biri yapılıyor.. 

KreaDoe 2-6 Kasım tarihlerinde Utrecht Jaarbeurs’de gerçekleşiyor..

kreadoe

Dün oradaydım, yani ilk açılış gününde.. Trenden indiğimde teyzelerin akımına kapıldım resmen :)) ayyy kalabalık, ayy kesin çok eğlenceliiii diye diye gittim Jaarbeurs’e..

Sandığımdan öyle büyük öyle kapsamlı çıktı ki.. Ne kadar çok hobi çeşidi varmış.. Ne kadar güzel ve ince düşünülmüş bir organizasyon olmuş..

Dün detayları instasnap’ten paylaşmaya çalıştım gezerken ancak çoğu özel tasarım olduğu için fotoğraf çekmek yasaktı.. bu konuda saygı duyuyorum çünkü gerçekten herşeyin kopyalandığı bir dönemdeyiz.. bunu bizzat yaşadığım için kanaviçe hobimde, anlayabiliyorum..  

kreadoe2.JPG.png

Her neyse.. Bir kere girişte daha dekorasyon ve renkler beni benden aldı.. Pembe ve turuncu detaylar.. Devasa KreaDoe yazısı.. kocaman makas görünümünde maketler.. Ahşaptan yön tarifleri.. birbirinden eğlenceli standlar.. stand aralarındaki Workshop Plein’ler, yorulunca durup dinlenmek için kafeler, yoğurt büfesi, sandviç ve yemek bölümleri..

Öyle sıcak bir ortamdı ki.. 

Teyzeler çoğunlukta olsa da gençlerin sayısı da fazlaydı bu kez..

Hobilere gelecek olursam, en çok örgü, ve örgü ipleri vardı tabi..  ve daha çok kart design, noel kart yapımları.. Buralarda hala kart yazma ve süsleme öyle moda ki.. Öyle işçilikli kartlar hazırlıyorlar ki.. süslü püslü, kabartmalı, incik boncuklu çiçekli bissürü kart sergisi vardı.. Tabi baştacım çarpı işi.. kumaşları, ipleri, kitapları.. 

kreadoe6.png

Çanta yapımları, makrameler, keçeler, cam boyama, ahşap boyama.. Minyatür ev yapımları ve minyatür eşyalar.. öyle tatlılardı ki.. onlarda aklım kalmadı değil 🙂 

Paket dünyası, etiketleme, çeşit çeşit damgalar.. tasarım markalar..

pek tabi pasta süsleme.. kek, pasta kalıpları.. 

bir tarafta dikiş, nakış makineleri tanıtımları..  ve aklıma gelmeyen daha bir çok detay..

kreadoe5.png

Bir önceki Handwerkdagen’da ve bu Kreadoe’da dikkatimi çeken şeylerden biri de aslında hiç kimsenin, yaptığı işi, ortaya çıkardığı ürünü satmaması.. çoğu şey yapılışının gösterildiği, anlatıldığı, tek tek gerekli malzemelerin bulunduğu paketlerde ve kit halinde satılıyor..

Bu bize öyle tanıdık ki artık.. Tipik Hollanda ve civarının yaşam tarzı.. Hazıra konma yok, “sen emek satma bana nasıl yapıldığını göster ben yapayım” diyor.. “Adı üstünde hobi değil mi..” “Ben yapıp keyif alıcam, senin yaptığın şeyi almak bana ne katacak?”

Mesela benim örgü yeteneğim yok malesef ki yok.. şu amigurumilere öyle özeniyorum ki.. bir hayvancık motifi göreyim hadi oturup örneğini çıkarayım diyemiyorum.. çünkü bilmiyorum.. kit’i olsa da kafamda örgü mantığı oturmadığı için onu yapamam.. Kaç zamandır satın alabileceğim amigurumi arıyorum yok yok.. kimse satmıyor.. Herkes kit’ini satıyor.. 

İşte böyle.. Buraların hobiye bakış açısından, benim gözlemlerimden bahsetmek istedim bu yazımda..

Bir hobi fuarı bile bana neler kattı, ceplerim doldu yine deneyimlerle.. çok şükür.. 

KreaDoe bitmeden tekrar gitmeyi planlıyorum çünkü doyamadım 🙂 

Tekrar görüşmek üzere.. Sevgiler.. Hobili günler 🙂

dolu dolu ekim..

Herkese merhaba.. 

Eylül’ü bitirmişiz de Ekim’i bile yarılamışız.. Ben yoğun mu yoğun geçen bir Ekim ayı geçiriyorum çok şükür.. 

Son zamanlardaki mottom zaten elimden geldiğince bos zaman geçirmemek, her anımı doldurabilmek.. 

Bolca okuyor, bolca yazıyor, düşünüyorum..

işliyorum.. koşturuyorum.. Okumaya devam et

Giethoorn

Günlerden bir gün Türkiye’de bir haber çıkıyor.. 

Masal köy.. Hobbit köyü..

the Venice of Netherlands.. Hollanda’nın Venedik’i.. 

Hollanda’da bulunan bu masal köyde yol yok.. Ulaşım, kanallarda teknelerle sağlanıyor…

Veeee bunu duyan Türk gezginler Hollanda’ya gelince buraya uğramadan dönmüyor.. Sosyal medya sağolsun baya da ünleniyor böylece Giethoorn.. 

giethoorn6

Okumaya devam et

Volendam & Marken

Hollanda yazılarından devam etmek istiyorum bugünlerde..

Çok çok kez gittiğim yerleri yazmakta geç bile kaldım bence..

Genellikle Hollanda’da görülmesi gereken ve benim de gezerken çok mutlu olduğum yerlerden bahsetmeyi seviyorum.. Bir de tur gezilerinin sadece birkaç popüler noktaya odaklandıkları biliyorum ve bu yüzden farklı yerler görmek isteyenlere klavuz olmak bi nevi amacım.. Ya da mesela bir kez gelmiş ama Hollanda tam benlik yine gideyim daha detaylı gezeyim diyenlere belki de yol gösterici olabilirim 🙂 

Aslında bu yazıda sadece Marken‘den bahsetmekti amacım.. Daha az bilinenden.. Ama sonrasında Volendam‘dan neredeyse hiç bahsetmediğimi farkettim ve değinmeden geçemezdim.. Okumaya devam et