Kanada Rehberi Vol.1 :)

Kanada.. bu blogun çıkış noktası..

aslında yıllar yıllar önce yazmak istediklerim..

ama işte şimdi tam 9 yıl sonra hayat buluyor.. gerçekleşiyor.. Ve yine bir dürtme ile.. benim o zamanki halim gibi, minik bir kızın Kanada’ya gitmeden önce kafasından geçen sorularla tetikleniyor yazacaklarım.. ertelediğim.. ama en çok sevdiğim.. yerine hiçbir yeri koyamadığım.. hala ilk günlerdeki gibi heyecanla, saatlerce anlatabildiğim.. tek yer.. Kanada.. 

DSC00533

Minik bir kız.. Balıkesir’de okuyan.. üniversite 3.sınıfın yazında, hiiiiç olmayan ingilizcesini ilerletmek için kalkıyor Kanada yollarına düşüyor.. O yola çıktığında nasıl güzel insanlarla tanışıyor.. Abla biliyor hele ki birini.. o abla da kardeşine yer ayarlar gibi ayarlıyor.. Kanada ile ilgili olan herşeyi.. 

Balıkesir gibi bir yerde, minicik bir yurt odasında göğü aşan.. dünyanın bir ucuna gitme  hayalleri olan bir kız..

Hooooop.. kendini 17 Haziran 2007 Pazar günü, hiç gitmediği Atatürk Havalimanı’nda, daha önce hiç binmediği uçak yolculuğunda buluveriyor.. 

şimdi şu an bunları yazarken bile inanamıyorken.. O zamanlar?? delimiymişim ben?

Canada.. Hayatımın en en en büyük iyikiiisi.. 

3 ay  yaşadığım Kanada’nın yerini, Hollanda’da 3 yıldır yaşadığım halde dolduramadım.. daha ne söyleyeyim ki 🙂 

canada2.png

Canada.. vize alması, girmesi en zor ülkelerden biri.. bütün çeteleni, gelmişini geçmişini isterler.. ama onu almışsan da kralsın 🙂 Oraya kadar gitmişken bi New York’u görmeden olmaz diyip Amerika vizesine de başvuranlardanım çok şükür 🙂 yine bir iyiki daha 🙂 Canada vizemi görür görmez Amerika vizesini çat diye verdi arkadaşlar hiç ses etmeden sağolsunlar 🙂 

Canada’ya gidene kadarki macera biraz valiz hazırlama, biraz kabus, biraz heyecan :)) nasıl gidicem, nasıl konuşucam, yanıma ne alsam???? şimdiki aklım olsa boş valizle giderdim ama tabi yaşarken öyle olmuyor.. 

Almanya Frankfurt aktarmalı bir gidişti benimkisi.. Yalnız ve tecrübesiz bir yolculuk.. Uçakta verilen ikramları koklaya koklaya yemiştim hiç unutmuyorum… 11 saat uçuş üstüne bir de jetlag durumu bana pek iyi gelmedi.. Normalde uyuyor olmam gereken saatlerde Kanada’ya varmıştım.. Toronto’ya.. Birden kendimi bambaşka  bir dünyanın içinde buldum.. Valiz bandı denen şeyi bile ilk kez gördüm.. Veeee bir insanın ilk uçuşta başına gelebilecek en kötü şey gelmişti başıma.. Valizimin biri yoktu.. herkesin valizi çıktı benimki yok yok yoktu işte.. bir saate yakın orda valizi bekledim.. ama yoktu bulamıyordum.. Yanında kalacağım aileye götürdüğüm hediyeler, ilk gidişte lazım olacak olan kişisel eşyalarım vs.. hepsini özene bezene hazırlamıştım ve birkaç saat sonra hiçbiri yoktu işte! yarım yamalak ingilizcemle valizim kayıp dedim birilerine, napıcam dedim.. Kayıp eşya bürosuna yönlendirdiler.. anlatmaya çalıştım derdimi.. güldüler bol bol halime.. ingilizceme.. bir form doldurdum, elimdeki dosyalardan kalacağım adresi yazdım filan.. Sonra çıkışa yöneldim mecburen.. kimseler kalmamıştı ortalıkta.. gitmeden karşılama istemiştim okuldan, beni biri almalıydı, kalacağım eve götürmeliydi ki iyiki öyle yapmışım.. Varış saatimden çok sonra çıkabilmiştim çünkü gece 11’i bulmuştu benim havaalanından çıkmam..

Neyse bir kadın elinde ismim yazılı kapıda bekliyordu beni, nerde kaldın dedi durdu 🙂 valizimin kaybolduğunu anlattım ağlamaklı bi halde.. çok da umursamadı, aldı beni sonra, kahve ısmarladı bir de suşi.. ilk suşi deneyimim kafam bi dünya Kanada’ya iner inmez gerçekleşti ya.. ben nereye gelmiştim???? 

Yaşlı sayılabilecek bir çift, karı koca okul için karşılama görevini yapıyorlar hem ilk karşılaşma tanışma faslı filan gerçekleşiyor.. Beni arabaya attıkları gibi kalacağım eve götürdüler.. Gecenin 12sinde, biyolojik saatim kaymış olarak 3 ay boyunca kalacağım ailenin yanına vardım 🙂

Diana.. Benim homestay mother’ım.. biri 18 biri 21 yaşında iki genç çocuğuyla yaşayan bir kadın.. iki katlı, tıpkı filmlerdeki gibi bahçeli bir ev.. Evin alt katını 3 yabancı öğrenciye kiralıyor, üst katta da kendi çocuklarıyla yaşıyor.. Gittiğim gece haliyle birazcık tanışıp bana odamı gösteriyor ve bir çinli kızın evde olduğunu sabah onunla okula gidebileceğimi söylüyor.. 

canada.png

HPIM2043

Alt katta bizim kullanmamız için açık bir mutfak, televizyon ve oturma bölümü, tuvalet ve banyo var.. Bir de çamaşır odası.. koridorda da ütü masası..  iki tane de oda var.. biri tek kişilik, diğeri iki kişilik.. ben tek kişilikteyim.. odam.. minicik ama herşey düşünülmüş.. Hoşgeldin kartı bile yazmış bana Diana.. masamın üstüne koymuş.. masam, sandalyem, gece lambam, güzel örtüsü olan bir yatak.. yerde minik bir halı.. kenarda da bir puf var.. herşey temiz, az ve öz eşya ile hazırlanmış bir odacık.. 

Muhasebe müdürü Diana, hep yoğun ama hep ilgili.. Öğlen yemeği olarak sandviçler hazırlayıp kutulara koyuyor, üstüne de not yazıyor benimkinin 🙂 karışmasın diye.. Akşam yemeklerimizi yapıyor hergün, herkes akşam yemeğinde üst katta mutfakta toplanıyor.. bunu sen yiyemezsin diyor, şunu şunu senin için hazırladım diyor.. Kanada’ya gitmeden okula bildirdiğim notlar, et konusundaki hassasiyetim ulaşmış Diana’ya.. Hep saygılı o konuda.. Hep.. Gittiğim günden döndüğüm güne kadar..

İlk gece ve sabaha karşı o kadar stresten ve valizimin kaybolmuş olmasından dolayı biraz rahatsızlanıyorum, suyu, tuvaleti herşeyi farklı geliyor.. Zor uyuyorum, zor uyanıyorum.. Haliyle sabaha pek de iyi olmadan çinli kızla tanışıp gidiyoruz okula.. otobüs, metro derken hızlı hızlı, sağa sola hiç de dikkat etmeden gidiyoruz okula.. kıza diyorum ki al beni şurdan eve giderken..

Okula gidince herşey rahatlıyor.. Herkes o kadar friendly ki.. kendini anlatamasan da, anlatılanları çok anlamasan da bi bakıyosun ki bi gruptasın.. yarım yamalak konuşup, tanışıyorsun işte..

ILAC Kanada’nın en iyi dil okularından biri.. O kadar yoğun ki.. O kadar dolu dolu ki.. Her daim aktivite, her daim elinde mikrofonla gezip “don’t be shy” diyip duran koordinatörler.. Koridorda sürekli selamlaşmalar.. 

Okulda tanışmalar, sınıf ayarlamalar bitince neredeyse her ülkenin temsilcisinin olduğu koridora gidiyorum.. bakıyorum bakıyorum.. Balıkesir’deki Aslı ablamın da hep bahsettiği Tarkan abiyi arıyor gözlerim.. Hemen tanıtıyorum kendimi.. başıma gelenleri anlatıyorum, ondan birkaç öneri istiyorum.. Sonrasında ise hep yanına uğruyorum ne zaman başım sıkışsa ona gidiyorum.. 

İlk günü kazasız belasız atlatıyorum, çinli kızla eve dönüyorum.. birkaç gün hiç birşey yiyemiyorum midem yine kilit.. herşeyden azar azar alıyorum evde akşam yemeklerinde, sanırım Diana yemekleri beğenmediğimi düşünüyor.. valizden de ses seda yok, napsam bilmiyorum.. 

İkinci gün ise eve yalnız dönerken oluyor asıl olan.. Yanlış otobüse binip Toronto’nun bambaşka bir yerinde iniyorum.. Durakta yarım yamalak birilerine soruyorum elimdeki ev adresini gösterip.. nasıl gidebilirim diye.. Oooo çok uzağa gelmişsin diyorlar.. Sonra yine öylesine bir otobüse biniyorum tekrar.. Son durağa gelince otobüs şoförüne diyorum ki ben kayboldum.. Başlıyorum ağlamaya.. Adresim şu diyorum, ingilizce kursuna geldim diyorum.. Adam koskoca otobüsü çalıştırıp, gideceği rotayı iptal edip, durduğu her durakta bineceklere başka yöne gidiyorum diyip beni kaldığım eve en yakın durağa kadar götürüyor.. Karşılıksız.. beklentisiz.. beş kuruş almadan.. otobüsten inerken bana bol şans diliyor bir de.. el sıkışıyoruz, ben sürekli teşekkür edip duruyorum.. Ve koşa koşa hem mutlu hem bol gözyaşlı eve varıyorum.. Kapıda Diana nerde kaldın diyince “Kaybolduuuummm” diyip ona sarılıp ağlıyorum bu kez 🙂 Diana o gün bana Toronto haritasını açıp herşeyi tek tek anlatıyor.. otobüs numaralarını, metro duraklarını.. Nereye nasıl gideceğimi vs.. Üstüne bir de valiz konusu için havaalanını arıyor, valizimin nerde olduğunu öğreniyor.. Birkaç gün üstüste valiz için havaalanın arayıp bıktıryor onlarda gelip alın diyor sonunda.. Ve 3. ya da 4. gün Diana beni alıp havaalanına götürüyor, kapıda bekliyor, valizi bulup dönüyoruz.. Eve gelince artık yüzüm gülüyor.. Ona götürdüğüm hediyeleri veriyorum sonunda.. Teşekkür etmeye doyamıyorum..

İşte o günden sonra herşey yoluna giriyor

ve ben artık Toronto’yu keşfetmeye başlıyorum.. 

DSC01207.JPG

Kanada yazılarımın devamı gelecek.. Kocaman sevgiler.. 

Yorum bırakın