Merhabalar..
Bu haftasonu.. Mayıs bitmeden.. Ramazan gelmeden attık yine kendimizi yollara.. Belçika’ya doğru..
Belçika’da bir fransız köyü.. Durbuy.. adını belki hiç duymadınız ama oldukça turistik bir yer..
Belçika’nın bozuk ama yemyeşil yollarından, Hollanda’ya göre oldukça yüksek tepelerinden, dağlarından, başka başka fransız köylerin içinden geçerek, taş evlere hayran kalarak vardık Durbuy’a..

Oldukça küçük bir yer Durbuy.. Old town of Durbuy, asıl görülmesi gereken bölge.. taş evler, dar sokaklar, minik cafe ve butikler.. arnavut kaldırımlı sokaklar.. Alaçatı’nın fransız versiyonu sanki..



Durbuy Castle, sivri kuleli şatosu ise bu minik köyü en gizemli yapan yapı bence.. hemen eski zamanlara, bir filmin içine giriveriyor insan..
Şato’nun baktığı, Durbuy’un ortasından geçen The Ourthe River ise kayaking yapanlarla dolu.. özellikle toplu kalabalık gruplar için çoook eğlenceli..


Nehrin diğer tarafındaki Topiary Park, Belçika-Japonya ilişkileri ile yapılmış sanatsal bir bahçe.. farklı şekiller verilmiş ağaçlarla yemyeşil eğlenceli bir yer.. Oldukça bakımlı ve Durbuy’da görülmesi gerekenler arasında bu şirin bahçe..




Durbuy’da oldukça fazla restaurant ve şık oteller var.. Minik bir köy olsa da, gezmek için 2,5-3 saat yeterli olsa da, kafa dinlemek için konaklanabilir.. Çevresindeki köyler de görülmeye değer..
Biz günübirlik gittik Durbuy’a, hatta beklediğimizden daha küçük bir yer çıktı 🙂 ama gezerken çok eğlendik, minik molalar verdik.. hava misler gibiydi ve heryer yemyeşildi.. güneşin, nehrin ve tabi bol yeşilin tadını çıkardık..
Belçika’da Brugge dışında alternatif arayanlar için çok keyifli bir gezi olabilir..
Bol resimli Durbuy gezimizden notlar bu şekilde.. meraklılarına..
Sevgiler, mutlu haftalar..




burayıda gördüm sayende teşekkürler….yeğenim…
Yorumlarına ben teşekkür ederim dayım 💙